header template 24 craft ideas 01
DAHASI

    İhtiyaç Sahibi Ne Demek? Zekât Kimlere Verilir?

    Kardeşliğimiz Fitre ile Bereketlensin — 1
    Kardeşliğimiz Fitre ile Bereketlensin — 1

    İhtiyaç Sahibi Ne Demek? Kısa Cevap

    İhtiyaç sahibi, temel geçim ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla karşılayamayan, bu sebeple yardıma muhtaç duruma düşmüş kimsedir. Yardım kuruluşlarının kullandığı bu ifade, fıkıh literatüründeki fakir ve miskin kavramlarının Türkçedeki karşılığıdır.

    Ölçüt duygusal değil, nesneldir: bir kimsenin nisap miktarı (zekât yükümlülüğü doğuran asgari zenginlik sınırı) mala sahip olup olmadığına bakılır. Temel ihtiyaçları ve borçları düşüldükten sonra elinde nisap miktarı mal kalmayan kişi, dinî ölçüye göre ihtiyaç sahibidir ve kendisine zekât verilebilir.

    Fakir ile Miskin Arasındaki Fark Nedir?

    Kur’an-ı Kerim bu iki kavramı ayrı ayrı zikreder. Aralarındaki fark mezheplere göre şöyle açıklanmıştır:

    • Hanefî mezhebine göre fakir, bir miktar malı olan ama bu malı nisap sınırına ulaşmayan kimsedir. Miskin ise hiçbir şeyi bulunmayan, geçimini sağlayamadığı için başkasından istemek durumunda kalan kimsedir. Bu tanıma göre miskin, fakirden daha muhtaç durumdadır.
    • Şâfiî mezhebinde ise sıralama terstir: fakir hiçbir geliri olmayan, miskin ise geliri bulunan fakat bu gelir ihtiyacını karşılamaya yetmeyen kimsedir.

    Adlandırma farklı olsa da sonuç değişmez: her ikisi de zekât alabilecek ihtiyaç sahipleridir.

    Zekât Kimlere Verilir? Kur’an’daki Sekiz Sınıf

    Zekâtın verileceği yerler, Tevbe sûresinin 60. âyetinde açıkça sayılmıştır:

    “Sadakalar (zekâtlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirlere, düşkünlere, zekât toplayan memurlara, kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlara, kölelere, borçlulara, Allah yolunda olanlara ve yolda kalmışlara mahsustur. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.”
    (Tevbe, 9/60)

    Bu sekiz sınıf, fıkıhta asnâf-ı semâniye olarak adlandırılır:

    1. Fakirler (Fukarâ)

    Nisap miktarı mala sahip olmayan, geçimini zorlukla sürdüren kimselerdir.

    2. Düşkünler (Mesâkîn)

    Hiçbir varlığı bulunmayan, temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayan kimselerdir.

    3. Zekât Memurları (Âmilîn)

    Zekâtın toplanması ve dağıtılmasıyla görevlendirilen kişilerdir. Bu görevi yürütenlere, zengin olsalar dahi yaptıkları iş karşılığında zekât fonundan pay ayrılabilir.

    4. Kalpleri İslam’a Isındırılacak Olanlar (Müellefe-i Kulûb)

    İslam’a yeni girmiş veya kalbinin İslam’a ısınması umulan kimselerdir. Hz. Ömer döneminden itibaren bu sınıfa zekât verilmesi uygulamasının kalkıp kalkmadığı âlimler arasında tartışılmıştır.

    5. Esaret Altındakiler (Fi’r-Rikâb)

    Klasik dönemde hürriyetini satın almak isteyen kölelerdi. Kölelik ortadan kalktığı için günümüzde bu maddenin, esir düşmüş veya haksız yere hürriyetinden mahrum bırakılmış kimselerin kurtarılmasına harcanabileceği görüşü dile getirilmiştir.

    6. Borçlular (Gârimîn)

    Borcu, malından fazla olan veya borcunu ödediğinde nisap miktarı malı kalmayacak durumdaki kimselerdir. Borcun meşru bir sebeple doğmuş olması gerekir.

    7. Allah Yolunda Olanlar (Fî Sebîlillâh)

    Dar anlamda cihada katılanlar, geniş anlamda ise ilim tahsili gibi Allah rızası için yapılan hayırlı işlerle meşgul olup muhtaç duruma düşenler bu kapsamda değerlendirilmiştir.

    8. Yolda Kalmışlar (İbnü’s-Sebîl)

    Memleketinde malı olsa bile yolculuk sırasında parasız kalan, memleketine dönemeyen kimselerdir. Kendi beldesinde zengin sayılsa da içinde bulunduğu durum sebebiyle zekât alabilir.

    Zekât Kimlere Verilmez?

    Âyette sayılan sınıflar dışında kalanlara zekât verilmez. Ayrıca şu kimselere zekât verilmesi caiz görülmemiştir:

    • Usûl: Anne, baba, dede ve nine. Bunların nafakası zaten kişinin sorumluluğundadır.
    • Fürû: Çocuk, torun ve onların çocukları.
    • Eşler: Karı ve koca birbirine zekât veremez.
    • Zenginler: Nisap miktarı mala sahip olanlar. (Zekât memurları ve yolda kalmışlar bu hükmün dışındadır.)
    • Hz. Peygamber’in soyu: Hâşimoğulları’na zekât verilmemesi klasik görüştür; günümüz şartlarında muhtaç olanlarına verilebileceğini söyleyen âlimler de vardır.

    Kardeş, amca, dayı, hala, teyze gibi diğer akrabalar ise muhtaç olmaları hâlinde zekât alabilir. Hatta akrabaya verilen zekâtta hem sadaka hem de sıla-i rahim sevabı bulunduğu için bu, daha faziletli görülmüştür.

    Nisap Nedir? Kim Zengin Sayılır?

    Nisap, zekât yükümlülüğünün başladığı asgari zenginlik ölçüsüdür. Klasik ölçüye göre 80,18 gram altın veya 561 gram gümüş ya da bunların değerine denk para, ticaret malı ve benzeri varlıktır.

    Hesaplama yapılırken kişinin oturduğu ev, kullandığı eşya, binek ve mesleğinin âletleri gibi temel ihtiyaçları ile borçları düşülür. Geriye kalan mal nisap miktarına ulaşıyor ve üzerinden bir kamerî yıl geçmişse zekât farz olur. Zekât oranı, kırkta bir yani %2,5’tir.

    Bu ölçüyü geçemeyen kişi zekât vermekle yükümlü değildir; aksine kendisine zekât verilebilecek ihtiyaç sahibi konumundadır.

    Sık Sorulan Sorular

    İhtiyaç sahibi kime denir?

    Temel ihtiyaçları ve borçları düşüldükten sonra elinde nisap miktarı (yaklaşık 80,18 gram altın değerinde) mal kalmayan kimseye denir. Fıkıhta fakir ve miskin kavramlarıyla ifade edilir.

    Muhtaç ile ihtiyaç sahibi aynı şey mi?

    Evet, günlük kullanımda ikisi de aynı durumu anlatır. “Muhtaç” daha eski ve dinî metinlerde yaygın olan kelime, “ihtiyaç sahibi” ise günümüz yardım kuruluşlarının tercih ettiği ifadedir.

    Anne babaya zekât verilir mi?

    Hayır. Anne, baba, dede ve nineye zekât verilmez; çünkü onların bakımı zaten kişinin üzerine düşen bir görevdir. Ancak onlara yapılan yardım, zekât dışında bir iyilik ve sıla-i rahim olarak değerlendirilir.

    Kardeşe zekât verilebilir mi?

    Evet. Kardeş, amca, dayı, hala ve teyze gibi akrabalar muhtaç durumdaysa kendilerine zekât verilebilir ve bu, yabancıya vermekten daha faziletli görülmüştür.

    Zekât gayrimüslime verilebilir mi?

    Hanefî mezhebinin de içinde bulunduğu çoğunluk görüşe göre zekât Müslümanlara verilir. Bununla birlikte ihtiyaç içindeki gayrimüslimlere zekât dışındaki nafile sadaka, yardım ve ikramda bulunmakta bir sakınca yoktur.

    Yetimlere zekât verilir mi?

    Yetim olmak tek başına zekât almayı gerektirmez; ölçü yine muhtaçlıktır. Babasını kaybeden çocuk aynı zamanda nisap miktarı maldan yoksunsa kendisine zekât verilebilir. Yetim kavramı ve yetimlere karşı sorumluluklarımız hakkında ayrıntılı bilgi için ilgili yazımıza bakabilirsiniz.

    Kurban eti ve fitre kimlere dağıtılır?

    Fitre (sadaka-i fıtır), zekâtın verilebileceği kimselere verilir; yani aynı ölçü geçerlidir. Kurban etinin dağıtımında ise böyle bir zorunluluk yoktur, ancak bir kısmının ihtiyaç sahiplerine verilmesi müstehaptır. Ev halkı için tek kurbanın yeterli olup olmadığı ve akika kurbanı konularında ayrı yazılarımız bulunmaktadır.

    Kimlere Ulaştırıyoruz?

    KARDEŞDER olarak zekât, fitre ve bağışlarınızı yukarıda anlatılan ölçüler çerçevesinde, yerinde yaptığımız tespitlerle ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Suriye, Afrika, Arakan, Afganistan ve Yemen başta olmak üzere çalışma yürüttüğümüz bölgelerde yetim aileleri, savaş mağdurları ve temel ihtiyaçlarını karşılayamayan haneler önceliğimizdir.

    Not: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kendi durumunuza özel bir mesele için Diyanet İşleri Başkanlığı’nın fetva hattına veya bir din görevlisine danışmanız uygun olur.